maxresdefault

İstanbul Sokaklarında Sokak Müzisyenleri…

Madrid Belediyesi bir karar aldı. Sokak müzisyenleri sınava tabi tutulacak. Kendilerine lisans verilenler çalışabilecek, diğerleri sokakları terk etmek zorunda. Tatsız…

Bizde de benzeri yapılmak istendi ama tepkilerden vazgeçildi. Nedenini anlayabiliyorum.
Madrid’e geçen yıl gittim. Durum şuydu: Bir parkta iki dakika konuşamıyorsunuz, kitap okuyamıyorsunuz, kafanızı dinleyemiyorsunuz. Biri yanınıza gelip trompet, saksofon ya da keman çalmaya başlıyor. Sonra da para istiyor. Tamam güzel. Verdiniz. Üç dakika sonra bir başkası. Verdiniz, Üç dakika sonra bir başkası daha. Artık vermediğinizde de suratlar asılıyor ve gidiyorlar. Psikolojik baskı altında park keyfi… Belçika’ya gittim. Aynı. İtalya. Aynı.

Peki ya İstanbul farklı mı? Mesela Asmalımescit’te iki laf etmek mümkün değil. Darbuka, klarinet, keman başınıza dikiliyor. İstemiyoruz dedikçe daha fazla çalıyorlar. Sonra para istiyorlar. Vermezseniz ya küfür yiyorsunuz ya da başınızda bekliyor sizi bakışlarıyla rahatsız ediyorlar.

Sokakta müzik büyük şehirlerin sokaklarında artık taciz ve dilencilik anlamına gelir oldu. Sokakta müzik yapmanın haysiyetini ve raconunu bilen baba müzisyenler kalmadı.
Siya Siyabend gibi yeni nesil harbi ekipler yok mu diye merak ederken iki ekip keşfettim.

Biri ve en ünlüleri şu ara popüler olan Uninvited Jazz Band. New Orleans, swing, jazz çalıyorlar. Banço, gitar, trompet, bass. Youtube’da aratın. Ya da Beyoğlu’nda şöyle bir yürüyün karşınıza çıkabilir.

Diğer ekip iki kişi. Uğur ve Rüya. Gitar çalıp şarkı söylüyorlar. Onlar da New Orleans havalarında. Kadıköy’de dolanırken rastlayabilirsiniz kendilerine.
Sokakta iyi müzik keşfettikçe haber vermeye devam…

 

 

Mehmet Tez – Hafif Muzik